trende

EVLİYA ÇELEBİ SEYAHATNAMESİ’NDE TOKAT

14.04.2025
119

Günümüz Türkçesiyle Evliyâ Çelebi  Seyahatnâmesi, 5. cilt, haz. Seyit Ali Kahraman-Yücel Dağlı (Yapı kredi yayınları baskıda)

TOKAT

Amalika kavmi vilâyeti, yani Dok’ad yapısı şahika sur, İrem bağları şehri, yani arpa yurdu, Tokat Kalesi’nin özellikleri

Bütün Arap, Acem, Rum, Yarmeni Mığdısî ve Yanvan-ı Yunanî tarihlerine göre bu Tokat Kalesi Rum diyarındandır. Ermen diyarından değildir. Tarihçilere göre ilk defa Amasya Kalesi’ni yapan Amalika kavminden Dok’ad adında bir Ferhad işli yapmıştır ki ilk mekânları mağara ardı ki hâlâ mağaralarında adam kaybolur.

Sonra yine onların neslinden çoğalarak mağaralardan çıkıp bir yüksek dağın doruğu üzerinde beşgen şekilli kesme taşlı bir savaş yeri bir kale yapmıştır ki Amasya Kalesi’ne denk bir sağlam hisar ve dayanıklı bir set yapmıştır. Kıyamete kadar Hallac-ı Mansur yayının çilesine karşı durur yüksek boylu bir kuledir. Nice bin devletten devlete intikal etmiştir. 567 [1172] tarihinde Selçuklulardan Melik İzzeddin Kılıç Arslan Şâh ibn Mesud Ermeni kavmi elinden bilek zoruyla kızgın kılıç vurup keferenin derman damarlarını kesip fethetmiştir.

Sonra Konya’da Sultan Alâeddin’in iktidarı son bulduğu sırada Ermeni ve Rum kefereleri fırsat bulup bu kaleyi bir takrip ile işgal eylemişlerdi. O sene Sultan Hacı Bektaş Velî-i Horasanî büyük atamız Türk ü Türkân Hoca Ahmed Yesevî izniyle Horasan’dan Rum diyarına gelip Osmanoğlu’nun ilk çıkışlarında Ertuğrul’a ve Osmancık’a yardım etmeye geldiğinde bu Tokat Kalesi’ne yakın gelirken bütün kefere karşılamaya çıkıp şehrin kuzeyi dışında Sümbüllü adındaki Meram Bağına kondurup izzet ikram ettiler. Hazret-i Hacı Bektaş Velî kefereden bu kaleyi istedi, vermediler. “İnşaallah yakın zamanda Yıldırım gibi bir er çıkıp bunu feth eder” diye Sümbüllü adlı makamda bir halifesini seccade sahibi edip orada alıkoydu. Hâlâ Sümbüllü Sultan namıyla meşhur bir kutup kimse orada gömülüdür.

Sonra Horasan Sultanı Karaman diyarına yola çıkıp yine Horasan erenlerinden Hazret-i Sultanü’l-ulemâ ve Hazret-i Mevlânâ ile müşerref olup Rum seyahatini etti. Yaradanın hikmeti zaman geçmesiyle Selçuklular devleti son bulup 600 [1300] tarihinde yine Hazret-i Mevlânâ ve Hazret-i Bektaş Velî izniyle devlet Ertuğrul’a doğrulup niee fetihler etti. Az müddette Söğütcük adlı kasabada Ertuğrul vefat edip devlet Osmancığa yüz tuttu, cülusu tarihi “Evvelâ Osman” lafzıdır.

Sözün özü, Hazret-i Hacı Bektaş Velî Osmancık ile Bursa fethine memur olup Osmancık nikris hastalığına tutulduğundan Konya’ya gitti. Yerine oğlu Orhan Gazi’yi Bursa üzre muhasaraya koyup tam (—) ay dövüp Osman Gazi vefat ettiği an Bursa feth oldu. Orhan ilk defa Bursa içinde Hacı Bektaş Velî izniyle sikke ve hutbe sahibi olup müstakil padişah oldu.

Sonra Horasan Sultanı Hacı Bektaş Velî Kırşehri adındaki şehirde sene (—) tarihinde merhum oldu.

Sonra onların inci saçan sözleri bereketiyle Yıldırım Han ortaya çıkıp derya gibi asker ile bu Tokat Kalesi’ni kuşatıp bilek zoruyla 795 [1393] tarihinde Tokat Kalesi’ni fethetti.

Sonra aynı sene içinde Amasya’yı da fethetti.

Sonra yine o sene Azerbaycan şahlarından Karakoyunlu’dan Kara Yusuf Celâyirî Timur’dan Yıldırım Han’a kaçıp bu Tokat Kalesi’ne Yusuf Celâyir kapandı. Timur büyük ordu ile gelip Tokat’ı döve döve bir taşını bile koparamayıp hüsrana uğrayarak döndü. Timur Yusuf Celâyir’i Yıldırım Han’dan istedi. Timur Han’a Yusuf Celâyir’i vermediği için Yıldırım ile Timur Han [20a] arasına düşmanlık girmesine sebep bu Tokat Kalesi’nde Yusuf Celâyir’in sığınması olmuştu.

İşin sonunda Timur Han, Yıldırım Han’ı yenip Yıldırım Han Timur’un hapsinde demir kafes içinde humma-yı muhrikten vefat edince uğursuz Yusuf Celâyir Şah bu Tokat Kalesi’nden kaçıp Mısır’da Çerkez Sultan Berkuk’a vardı, oradan hacca gitti. Beri tarafta Timur Han da nursuz olup ölünce Yusuf Celâyir yine kendi diyarına gidip hükumette olup Timur Han’ın üç evlâdını katl edip Yıldırım Han’ın intikamını aldı.

Sözün kızası bu Tokat Kalesi’ni Timur’dan beri nice yüz eşkıya ve haramî kuşatıp surunun taşlarından bir kol büyüklüğünde taşını koparmayı başaramayıp hüsrana uğrayıp dönerlerdi. Tâ bu mertebe sarp sağlam hisardır.

Tokat Kalesi’nin zemini ve şekli

Bu kaleyi Yıldırım Han fethettikte bütün tarihçiler ismine Dârü’n-nasr dediler, ama Moğol dilinde Suvbaru, baru onlarda kaleye derler.

Arap dilinde Dokat, yani Arabistan’da bakla gibi türmüs adında bir habbe olur, onu un edip sabun gibi el yıkarlar. Elde olan yemeğin yağını temizler, ona dokat derler. Arap dilinde dâl ile tânın mahreç yakınlığı olduğundan Tokat demeyip Dokat derler.

Acemcede Kân-ı cev derler, yani Arpa vilâyeti  derler. Gerçekten de arpası Karaman eli arpası gibi pâk, dolgun ve bol olduğundan bu Tokat’a ve Sivas’a Acem ülkesinde Arpa Çukuru derler.

Ermeni dilinde (—) derler, ama Ermeni kavmi Türkçe bu Tokat’a Tohat der. Hatta bazı şehir oğlanı zarifleri Ermeni taifesini alaya almak için “Erzingan’dan inç habar Tohat’ın çaşmaları ahar mı? Ahar, ama şır mır ahar” diye üleşirler.

Rumca’da (—) derler. Eski, işlek ve büyük şehirdir.

Etrâk kavmi Tok At der. Nicesi Doğat der, nicesi “Dohat’a vardım” der, ama şehir zarifleri Dok’ad derler.

Kalesi bir yüksek tepe üzerinde (—) şeklinde bir şeddadî beyaz kesme taş ile yapılmış sağlam bir kaledir, ama o kadar büyük değildir. Fırdolayı büyüklüğü 5.060 adımdır. Çevresi burç ve bedenlerle süslenmiş, sanatlı beden dişleriyle bezenmiş, etrafında asla hendeği yok korkusuz yüksek bir surdur ki Samanyolu gibi göklere baş uzatmıştır. Ve dört tarafı cehennem çukurundan nişan verdiğinden asla hendek olacak yeri yoktur. Bütün etrafı şahin, kartal ve zağanos yuvalı elvan reng kayalardır.

Batı tarafa bakar bir demir kapısı vardır. Hisar içinde dizdar hanesi, kethuda, imam, müezzin ve kale mehterleri hanesi var ve cebehane odaları, tahıl ambarları, su sarnıçları ve Ceylân yolu adında su yolları vardır. Tam 362 ayak kesme kaya taş merdiven ile (—) nehrine inilir. Batı tarafında Ayyar kayası bu kaleye biraz eğimlidir. Ve Yıldırım Han Camii var, başka han, hamam ve çarşı pazardan bir eser yoktur, zira göklere doğru boy uzatmış yüksek bir kale olduğundan değme adam bir saatte çıkamadığından gece gündüz kapısı daima kapalıdır. Ancak bekçileri daima gözcülük eder pür-silâh kapıcıları vardır. Zira aşağı şehir halkını bütün değerli malları tamamen kalede korunur. Bütün suçlular ve kanlılar burada mahpustur. Kudüs-i Şerif’in zindanı Kerek Kalesi’dir, ama bu Tokat sanki Acem ülkesinin Kahkaha Kalesi’dir. Hatta 1056 [1646] tarihinde Sultan İbrahim Han, Varvar Ali Paşa’dan İpşir Mustafa Paşa’nın hatunu Mavrol Han kızı Perihan’ı istediğinde Varvar:

“Cânum, hankı şer’de vardur kim bir Müslümanın nikâhlısın nâ-şer’î verem? Veremem, cânum” diye Boşnak lehçesiyle konuşup vermedi. Sonunda Sivas’dan azli kabul edip İpşir Paşa’nın hatununu bu Tokat Kalesi’ne haps edip kilidine kurşun akıtıp o hatunu İbrahim Han’a vermedi.

Sonunda İpşir Paşa Varvar üzere memur olup sanki “Sen benim hatunumu niçin hunkâra vermedin?” diye “Ben seninlen bileyim, pederimsin ve benim ehlim hunkâra vermedin” diye Varvar’a tavşan uykusu verir. Bir gün ansızın Çerkeş Kasabası’nda İpşir Paşa Varvar Ali Paşa’yı basıp askerini kırıp Varvar’ın başını kesip İstanbul’da Hezârpare Ahmed Paşa’ya gönderdi. Onun tahtında Sivas’ı İpşir Mustafa Paşa’ya verdiler. Bütün halk İpşir’e, “Yüzü kara ola babak topal tıknefes gidi” dediler.

Ve bu Tokat Kalesi’nde olan cebehane bir kalede yoktur. Hatta tazı ve zağar köpeklerine, şahin ve zağanos kuşlarına geyim zırh vardır. Eski şehir, yapıları yüksek ve halkının şanı yücedir. [20b]

Tokat Şehri’nin hâkimleri

Sivas Eyaleti’nde Süleyman Han yazımı üzere başka sancakbeyi mutasarrıf idi. Daha sonra 1026 [1617] tarihinde valide sultanlara hâss-ı hümâyûn olup hâlâ her sene (—) yük akçe iltizam ile bir voyvoda 500 atlı ile hükumet edip padişah malını tahsil edip Der-i devlete irsaliye gönderir. İyi hükumettir ki şehri bütün örfî vergilerden ve yüklerden muaf tutulmuştur.

Şer’i hâkimi 500 akçe pâyesiyle molladır. Ve hükumeti altında toplam (—) adet bakımlı ve şenlikli köylerden her sene adalet üzere (—) guruş gelir. Toplam (—) adet nahiyesi vardır.

Evvelâ (—) nahiyesi,

……………. (2.5 satır boş)………………..

Ve şeyhülislâmı vardır. Bütün seyyidlere nakibüleşrafı, sipah kethudayeri, yeniçeri serdarı, kale dizdarı ve (—) adet kale neferatı, şehir naibi, şehir muhtesibi, şehir kethudası ve harac ağası vardır. Zira tamamı (—) adet haracdır. Ve avârız ağası vardır, zira Tokat Şehri (—) adet hane-i avârıza bağlı bir büyük bir şehirdir. Gümrük emini ve darphane emini vardır, zira eski zamanlarda Selçuklu, Dânişmendili ve Osmanlı’dan Yıldırım Han pâyitahtı olduğundan darphanesinde “Azze nasruhu duribe Tokat” diye akçe kesildiğini bilirim. Ve bir hâkimi de şehir voyvodasıdır. (—) (—) (—) (—) (—) (—) (—)

Camilerinin anlatılması

Tamamı (—) adet mihraptır.

Evvelâ hepsinden önce, eski mabedhane yukarı kalede Sultan Melik Gazi Camiidir. Daha sonra Yıldırım Han feth edip tamir edip hutbesinde ismi yâd olunur. Ondan başka kale içinde selâtin camii yoktur.

Sonra aşağı şehir içinde Emir Kadı Efendi hanesi yakınında Koca Ali Paşa Camii. (—) Han vezirlerindendir. Gayet donanımlı, süslü ve bakımlı selâtin camii gibi büyük kubbeler ve yüksek sütunlar ile yapılmış sağlam bir camidir ve bir uzun minaresi vardır ki büyüleyicidir. (—) (—) (—) (—) (—) (—) (—) (—) (—) (—) Bu güzel hayratın bütün yapıları mavi has kurşun ile örtülüdür.

Ondan sonra pazar meydanında Zincirli Cami, (—) yapısıdır. Bu da tamamen kurşunlu kubbeler ile mamur bir uzun minareli camidir ki gece gündüz kalabalık cemaatten boş değildir. Bu nur dolu cami sahasında Gürcistan hâkimi Mavrol Han kızı Perihan ki, İpşir Paşa’nın ehlidir, bu cihan içre Züleyha, Kaydefa ve Belkıs’dan sonra bu Perihan gelmiştir diye mükemmel güzelliğiyle ünlü bir peri yüzlü Perihan idi, vefat edince bu Zincirli Cami sahasında gömülmüştür. Yukarıda İbrahim Han’ın bu hatunu istediği yazılıdır.

Sonra Mevlevîhane’nin Behzad Camii: Kubbeli, demir pencereli ve bütün yapıları kurşunlu nur dolu camidir, gayetle sanatlı mihrabı ve minberi vardır, ama minaresi yüksek değildir.

Bundan sonra aktarlar içinde Takyacılar Camii : Ulu camidir. Yüksek kubbe ve uzun minare ile yapılmış, tamamen kurşun ile örtülmüş mamur camidir.

Kale altında Köse Kadı hanesi önünde Hunkâr Camii: (—) (—) yapısıdır. Tamamen kubbelidir, ama tahta örtülüdür ve bir uzun minaresi vardır, ama bu mabedgâhın cemaati çoktur.

Kale dibinde Pazarcık Camii: Bu da kubbe ve minarelidir.

Sonra Mehmed Ecib tarafında İmrahor Camii.

İpşir Paşa Hanı yakınında Hamza Bey Camii kubbe ve minarelidir.

Sonra Alaca Cami derler ve bazıları Küçük Minareli derler, zira minaresinin zirvesi bir başka sanat üzere inşa olunmuştur ki seyre değerdir ve kubbeli mamur bir camidir.

Çâşnigir sarayı yanında Küçük Ahmed Ağa Camii: Kubbeli, minareli ve kalabalık cemaate sahip camidir.

……………. (2 satır boş)………………..[21a]

Tokat’ın mahalle mescitleri

Tamamı (—) adet Müslüman mescitleridir.

Evvelâ Topçu Bağı  içinde bulunan Müftü Mescidi : Gayet büyük kârgir yapı hoş bir mescittir ki cami olmağa müsaittir. Bir sanatlı ince güzel minaresi vardır. Mimarlıktan haberdar olan hayran kalır.

Sonra Çay Mescidi, sonra Bahadır Sultan Mescidi. Kubbe ve kemer yapıdır ve büyük ziyaretgâhtır. Zira bu mescit avlusunda bir çeşit ibretlik ağaç vardır. Allah’ın emriyle kökünden bir âbıhayat su çıkar. Kulak ağrısına yakalanan kimselere bu berrak sudan birer damla su damlatsalar Allahu Taalâ’nın izniyle şifa bulur. Ve her diyara testi ve şişeler ile hediye götürüp ihtiyaç olduğunda kullanırlar. Hacı Bektaş Velî’nin halifelerinden Sultan Cavlı Dede nazargâhıdır, derler.

Sonra Yeni Tabahane’de Tabahane Mescidi.

Bundan sonra Zincirli Kuyu Mescidi. Bu mahalde bir su kuyusu vardır ki şekerden lezzetli bir âbıhayatı vardır, Temmuz ayında buz parçasıdır ve kış vaktinde de ılıcadır. Üstad-ı kâmil bu kuyuya bir uzun direk ile bir çeşit seren çıkrık etmiş ki göklere doğru boy uzatmıştır. Demirci üstadı o serene 50 kulaç kadar uzunlukta bir sanatlı zincir etmiş ki sanki Hazret-i Davud Nebî işidir. Bu çıkrık öyle hendese üzere inşa olunmuş ki bir ufacık bir çocuk gelip bu zinciri çekip kuyuya indirip kovasını su ile doldurduktan sonra yine dışarı kolay bir şekilde çeker ki her gören hayret eder. Tâ bu derece incelik ile inşa olunmuş kuyu çıkrığıdır.

Sonra Pervane Hamamı yakınındaki Ala Mescit. Cami olmaya lâyık hoş bir zâviyedir.

……………. (3.5 satır boş)………………..

Bunlardan başka her mahallede birer, ikişer ve üçer adet mescitler vardır, ama kalabalık cemaatli, bakımlı, şenlikli ve cami olmaya lâyık mescitler bunlardır. Kiminde ibâdet edip ve kimini seyrettiğimiz eski mabetgâhlardır.

Tefsirci âlimlerin medreseleri

Tamamı(—) adet ilim öğrenilen yuvalardır.

Evvelâ Gök Medrese: Eski sultanlar yapısıdır ki sağlam yapılmış kârgir hoş bir medresedir, ancak Vanî adında bir adam şeyhler zümresinden geçinip bu eski medreseyi padişah emriyle tekke etmiştir. Kubbesinin ortası açık olup zemininde bir dörtgen havuzu var.

Sonra Hatuniye Medresesi  (—) (—) (—) (—) (—) (—) (—) (—) (—) (—)

Hazret-i Kur’ân dârülkurrâları

Tamamı (—) adet dârülkurrâdır. Eski zamanlarda asaleten dârülkurrâ yapılmamış, ama şimdi hayrat sahipleri birkaç kurrâ yapmışlar, ama halkı gayet zekî ve çocukları gayet akıllı ve olgunlardır. Genellikle bütün halkı Envârü’l-âşıkîn‘ı ve Muhammediyye kitabını tamamen ezberden okurlar.

Evvelâ Ulu Cami Dârülkurrâsı. Özel Hafz, İbn Kesîr ve Seb’a Kırâati okutur başka şeyhülkurrâsı ve talebeleri vardır.

……………. (1 satır boş)………………..

Peygamber dârülhadisleri

Hepsi (—) adet dârülhadistir.

……………. (1 satır boş)………………..

Ebced okuyan çocuk mektepleri

tamamı (—) adet ciğer köşesi çocuk mektepleridir. Evvelâ (—)

……………. (1 satır boş)………………..

Şanlı derviş tekkeleri

Tamamı (—) adet gönlü yaralı miskin derviş hankahıdır.

Evvelâ, bunlardar mamur ve abadan şehir içinde Hazret-i Mevlânâ Mevlevîhanesi Tekkesidir. Yapıcısı merhum Süğlün Musli Paşa’dır ki Sultan Ahmed Han vezirlerindendir, ancak sadrazam olmamıştır. Bir cömert, kerem sahibi ve eli açık kimse olduğundan Mevlânâ’nın ruhunu şâd ve Hâcegân tarikatı fukaralarını sevindirmek için bir mevlevîhane yapmıştır ki benzeri bir diyarda [21b] yoktur. Meğer İstanbul’da Beşiktaş Mevlevîhanesi ola. Ancak bunun ondan fazla evkâfı olduğundan gayet mamurdur. Semâhane çevresinde semâzen fukaralarının odalarının bütün pencereleri, çevresindeki çiçekli ve kuşlu İrem bağına bakmaktadır. Ve haftada iki gün mukabele olup Mevlânâ âyini ederler ki sanki Hüseyin Baykara fasılları olur. Özellikle Sızıltızadeler adında neyzenleri var ki her biri sanatının ustasıdır. Ve gün gece-gündüz iki defa bütün fukaraya ve bazı dostlara Mevlânâ nimeti dağıtılır.

Sonra bağlar içinde Hızırlık adlı yerde Açıkbaş Tekkesi. Bir Bektaşî tekkesidir ki tâ Hazret-i Hacı Bektaş Velî, bu şehir Yarmeni elinde iken bu şehirde konuk olup Bektaşî tekkesi olmuştur. Hâlâ bütün zengin yoksul bütün halka minnetsiz sofrasında nimeti dağıtılmaktadır.

Sonra bu yere yakın Hızırlık Tekkesi. Bu da Bektaşî hüzün kulübesidir.

Bundan sonra şehrin kıblesi tarafında bir bayır yerde Çöreğibüyük Tekkesi, mesiregâh tekkedir. Bu da Âl-i Abâ-yı Bektaşî meskenidir.

Sonra yine şehre eğimli bir seyirlik tepe üzerinde Gıjgıj Dede Sultan Tekkesi Yesevî tarikatinde bir ulu sultan imiş. Hacı Bektaş Velî-i Horasanî’yle Horasan diyarından gelip Bektaş Velî izni ile bu yüksek tepenin üzerinde sâkin olur. Celâl sıfatlı olduklarında ejderha gibi gıjıldadığından Gıjgıj Dede derlermiş. Himmeti hazır ve nâzır ola. Kanaat sahibi birkaç fukaraları vardır.

Sonra Alp Gazi Sultan Tekkesi: Bu da şehre eğimli yüksekçe bir yerdedir.

Bundan sonra şehir dışında Miskinler Tekkesi. Bütün cüzam ve kaba hastalığına yakalananlar orada kalırlar, ama içlerinde dindar ve hâl sahibi adamlar vardır. Bunlar halktan saklanan ve halk bunlardan nefret etmiş yerilmiş kavimdirler, ama duaları kabul olur. Hatta bir adamın atını sancı tutsa yahut düvüce ve kızıl kurt olsa bir akçelik yağ mumu alıp atın boğazına asıp tekkeyi dolaştırırlarken miskinler “Allah Allah” diye gülbâng-ı Muhammedî duasını ederler. Allahu Taalânın emriyle o at şifâ bulur. Hatta bu hakire Basra Paşası Efrâsiyabzade Hüseyin Paşa bir sâfinâtü’l-ciyâd gibi bir muteber at verdiğinde bu Tokat’da sancılandı. Bir akçe mum götürüp nezri verdim. Allah’ın izniyle at şifâ buldu. Denenmiş bir yerilmiş tekkedir, ama inşaallah Allah indinide övülmüştür.

Sonra şehrin kuzey tarafında aşağı bağ ve bahçeler içinde Sümbüllü Baba Sultan Tekkesi Allah sırrını aziz etsinu. Bizzat Hazret-i Sultan Hacı Bektaş burada oturup Sümbüllü Sultan’ı burada post sahibi etmiştir. Tâ kefere asrından beri Bektaşî tekkesidir. Tamamen dutluk, salkımsöğüt ve türlü meyve ağaçları ile bezenmiş bir İrem tekkesi ve direkli İrem Bağları gibi derviş tekkesidir.

Sonra Eke Bağları içinde Taşoluk Tekkesi: Bektaşî tekkesidir ve bir gezinti ve dinlenme yeridir.

Bundan sonra Hızırlık Irmağı kenarında Hazret-i Kömsek Baba Sultan Tekkesi: Eski tekkedir. Gâh Bektaşî fukaraları ve gâh Halvetî tarikati fukaraları kaldılar. Evkâfı yoktur.

Alaca Mescid Tekkesi. Abdülkâdir el-Cîlânî fukaraları tekkesidir. Şehir içinde olduğundan mamur, evkâfıbol ve hayr u berekâtı çok Abdülkâdir tekkesidir.

Sonra şehir içinde Meydan Tekke: (—) fukaraları yuvasıdır. Gayetle bakımlı ve şenliklidir. Hatta eski yapı olduğundan hayrat sahibi bu tekkeyi öyle donanımlı ve süslü etmiş ki baştanbaşa yeşil Çin kâşîsi (çini) bukalemun nakşı ile inşa edip bu tekke sanki Çin nigârhanesi olmuştur. Ve bu ibret verici tekkede bir âbıhayat kuyu vardır ki Temmuz ayında o kadar soğuk ve âbıhayattır. Şehrin zarifleri ve hekim tabiatlı olanları bu kuyunun tatlı suyundan içerler.

Bundan sonraşehir içinde Gök Medrese Tekkesine Vanî Tekkesi derler. Yukarıda medreseler anlatılırken yazılmıştır.

Sonra Timarhane Tekkesi. (—) (—) (—) (—) (—)

Hamza Bey Tekkesi. Hazret-i Ali Halvetî tekkesidir, evkâfı çoktur ve fukarâları bütün zikredici ve şükredicidir.

Sonra şehir içinde Horoz Tekkesi. (—) (—) (—) (—)

……………. (3 satır boş)………………..[22a]

Tokat Şehri’ndeki âbıhayat akar çeşmeler

Tamamı (—) adet akarsu pınarıdır.

Evvelâ Mehmed Ecib içinde Oğul Bey Çeşmesi, tatlı sudur ve daima akmaktadır. Lüleli değildir.

Soğuk Pınar, Çark Pınar (—) (—) (—) ve Pazarcık Pınarı: Başı önce Osman Efendi hanesinden doğar bir âbıhayattır.

……………. (2 satır boş)………………..

Ve Mevlevîhane Çeşmesinin tarihidir. (—) (—) (—)

Çeşme-i âbıhayâtı buldular.

Sene 1056 [1646]

Bu yazılan meşhur çeşmelerden başka nice yüz adet çeşme vardır, ama meşhur tatlı sulu olanlar bunlardır. Ve her bir can besleyen çeşmeleri yapıcısıyla ve tarihleriyle özelliklerini yazsak başka bir tomar olur. (—) (—) (—) (—) (—)

Susamışlara can katan sebiller

Cümle (—) adet Kerbelâ Çölü şehitleri için sebilhanedir. Genellikle bu sebilhaneler çarşı pazarın kalabalık olan yerlerinde bulunmaktadır. Evvelâ,

……………. (1.5 satır boş)………………..

Şenlikli Tokat Şehri mahallelerinin sayıları ve isimleri

Cümle (—) adet şehir mahallesidir.

Evvelâ şehrin dış çevresini kuşatan mahalleleri bildirir: Evvelâ Mihmad Hacib Mahallesi, Kızılca Mahallesi, Çay Mahallesi, Topçubağı Mahallesi, Geyras Deresi Mahallesi, Aksu Mahallesi, Horoz Mahallesi, Büyük Terbiye Mahallesi, Küçük Terbiye Mahallesi, Behzâd Mahallesi, Mevlevîhane yakınındadır ve Miskinler Mahallesi, Bey Mahallesi hamamı yakınındadır. Kaya Mahallesi, Pazarcı Mahallesi, Zincirli Kuyu Mahallesi, Tepe Mahallesi, bu yazılan mahalleler tamamen büyük şehrin çevresini kuşatan mahallelerdir ki yazılıp yine Mihmad Hacib Mahallesi’ne gelindi.

Bu mahalleler ancak 5 saatte devr olunur. Tokat Şehri böyle bir büyük şehirdir. Hâlâ günden güne mamur olmadadır.

Şehir içinde olan mahallelerin isimlerini bildirir: Evvelâ Meydan Mahallesi, vezir, vekil, ayan ve ileri gelenlerin yeridir. Şeftali Sokağı Mahallesi, Müftü Mahallesi, Tabahane Mahallesi, Sovukpınar Mahallesi, Yaşmeydan Mahallesi, Sinan Bey Mahallesi, Eski Tabahane Mahallesi, Çalık İslâm Mahallesi, Ali Paşa Camii ardındadır. Fitozoğlu Mahallesi, Emir Kadı Mahallesi Mahkeme Sarayı bu mahallede meşrûtahanedir, Sultan Mahallesi, Bey Mahallesi, Semerkandî Mahallesi ve Semerciler Mahallesi.

……………. (2 satır boş)………………..

Meşhur mahalleleri bunlardır.

Bu mahallelerde olan vezir, vekil ve seçkinlerin saray ve hanelerini bildirir: Tamamı (—) adet ayan ve kibar sarayıdır. Bunlardan Kör Hazinedar İbrahim Paşa Sarayı, Çul Giydirenoğlu Sarayı, Hüsrev Paşa’yı burada şehit etmişlerdir, sene 1040 [1631] ve Sultan IV. Murad bu sarayda konuk olmuştur. Osman Paşaoğlu Sarayı, Defterdar Bekir Efendi Sarayı, Süleyman Efendi Sarayı, Cihan Sofuzade Sarayı, Kıbleli Kethudası Ömer Ağa Sarayı, Mühürdar Mehmed Ağa Sarayı, Tavil Efendi Sarayı, Külâhçızâde Sarayı, Müftü Sarayı, Nakibüleşraf Sarayı ve,

……………. (1.5 satır boş)………………..

Bu saraylar bütün saraylardan mamur ve meşhurdur.

Kervansaraylar

Tamamı (—) adet kervancıların minnetsiz kaldıkları yerlerdir. Evvelâ (—) (—) (—) (—) (—) (—)

……………. (1 satır boş)………………..

Bekâr ve garip esnaf hanları

Hepsi (—) adet sanat ehli gariplerin bekâr odalarıdır. Evvelâ

……………. (1 satır boş)………………..

Tüccar hanları

tamamı (—) adet kale gibi kârgir kubbeler ile yapılmış sağlam hanlardır.

Evvelâ Düğmeciler Çarşısında Taş Han. Tamamı kârgir kubbbeler ile yapılmış kale gibi eski bir handır. Her gece davul çalınır. (—) (—) hayratıdır.

Yeniçeri serdarı Fazlı Beşe Hanı, Atpazarı’nda Abdurrahman Beşe Hanı ve Vartan oğlu adında [22b] bir Ermeni bir han inşa etmiştir ki bütün Acem tüccarları onda konuk olurlar.

Kapan Hanı ve Kebeciler Hanı Bitpazarı’na yakındır. Mutafçılar içinde Nâzır Hanı, gazzazlara yakın Kadı Hanı, saraçhane yakınında Sulu Han, boyacılar yakınında Sarı Ağa Hanı, Pervane Hamamı yakınında Müftü Hanı, Yeni Han çevresinde 76 adet kârgir kemer yapılı dükkânlar bulunan kale gibi bir yeni handır. Kıbleli Paşa Hanı gayet mamurdur, İpşir Paşa Konukevi çarşı meydanındadır ve Çark Pınarı yanında Çark Hanı ve

……………. (1.5 satır boş)………………..

Bu yazılan hanlardan fazlası vardır, ama meşhur bunlardır.

Tokat Şehri’nin çarşısı, bedesteni

Tamamı (—) adet sultan çarşısı dükkânları ve güzellik pazarıdır. Gerçi bu şehir bir dereli ve tepeli zemine kurulmuştur, ama gayetle bakımlı ve şenlikli olduğundan çarşı pazarı o kadar süslü ve mamurdur ki sanki bu şehrin çarşısı Haleb Şehri ve Bursa Şehri çarşıları gibi gayet tertip üzere mükellef yapılmıştır.

Tahtakale adlı çarşısı gayet kalabalık ve mamurdur. Tamamı (—) adet mîrî mamur ve süslü kahvehaneleri var. Bir üzüntülü adam kahvelerine varsa gam def eder, zira her kahvehanede türlü türlü saz u söz ve Hüseyin Baykara fasılları olur ki hekimler sözünce insan üzüntüsünü giderir. Her bir kahvehanede kıssahân, hanendeler, çalıcılar, gazelhan şairler ve diğer maarif erbabı dopdoludur. Saraçhanesi, gazazhanesi, haffafhanesi ve attar çarşısı gayet pâk u süslüdür.

……………. (6 satır boş)………………..

Aydınlık hamamlarının özellikleri

Hepsi (—) adet Tokat Şehri’nin yüzü suyu hamamlardır. Evvelâ bunlardan güzel, hoş havalı hamam Pazarcık Hamamı: Halk dilinde bu hamama Şâre Küsdü [şehre küstü] derler, yani şehirden dışarıda kalmış hamam derler, ama şehrin henüz seçkin yerinde bir iç acıcı aydınlık hamamdır.

Sonra Meydan ağzında Pervane Hamamı: Her şeyi pâk, tertemiz, suyu, havası ve yapısı hoş hamamdır.

Sonra şehir içinde Ali Paşa Hamamı: Gayet büyüktür. Erkekli ve kadınlı çifte büyük hamamdır.

Sonra Tahtakale Hamamı: Gayet kalabalık eski hamamdır.

Sonra Düğmeciler yakınında Sultan Hamamı. Gerçekten de sultan hamamıdır.

Sonra Miskinler yakınında Bey Hamamı. Ferah, içaçıcı aydınlık bir hamamdır.

Sonra Çerçiler Hamamı. (—)

Sonra şehir etrafında Çay Hamamı: Fukara hamamıdır.

Sonra Mevlevîhane Hamamı: Bu da pâk ve temiz ferah hamamdır, ama yapıcısı malumum değildir.

Sonra Çâşnigiroğlu Mahmud Paşa Hamamı. (—) (—) (—) (—) (—) (—)

Sonra Ağacık Hamamı. Gayet şirin hoş yapılı hamamdır, ama çifte değil, yalnızdır.

……………. (1.5 satır boş)………………..

İleri gelenlerin özel hamamları

Bütün belde halkının rivayetleri üzere, bütün saraylarda ve diğer hanedanlarda tamamı 1.045 adet saray ve diğer sayılan güzel evlerde ayan ve eşraf özel hamamları, gasilhanelerimiz vardır, diye bütün ileri gelenler övünürler.

Gerçekten de bazı sarayda ikişer üçer hamam vardır. Gerçi bir küçük şehir görünür, ama 8 adet dere, tepe, dağ, bayır, kırlar ve tepeler üzerinde birbiri üzere üçer dörder kat saraylar ve başka zengin haneleridir ki hepsinin pencereleri doğu tarafa ve kuzeye bakar dağlara yamanmış birbirinden yüksek, havadar ve kârgir yapı güzel evlerdir. Tamamı kiremit ile örtülü kırmızımsı reng bir cengsiz şehir, büyük belde, garip ve acayip şehirdir. Aşağı şehir etrafında varoş hisarı yoktur, ama her tarafında tedribe (engel) kapıları vardır, celâlî ve isyancılardan korunmaktadır. [23a]

Tokat’ın ibretlik yapıları

Bu eski şehir içinde nice bin eskiden yapılmış seyre değer yapılar vardır, ama bunlardan Kirezlik Gölü Köprüsü gayet gayet sanatlı, büyüleyici köprüdür.

Diğer bir ibretlik: Tokat Kalesi’nin karşısında Aksu Bayırı adlı yerde yüksek bir tepe vardır. O tepenin zirvesinde Allah’ın emriyle birkaç seneden beri bir âbıhayat ılıca suyu çıktı. Hayrat sahipleri kubbeler yapıp bir havuzlu hoş ılıca olmuştur. “Allah her şeye kadirdir.” [Kur’ân, Bakara, 20] Hâlâ halkın gezinti ve dinlenme yeridir.

Başka bir ibretlik: Bu şehrin dışında Kemer Köprü adında bir sanatlı köprü vardır. Gerçi âlemce beğenilecek büyük bir köprü değildir ama gariplik ondadır ki bu köprü dibinde İçme Suyu adıyla bu diyarda meşhu bir şorca su vardır. Her sene Temmuz ayında nice bin çorlu (hastalıklı) adam o şorlu (acı) sudan aç karnına içince amel (ishal) eder. Ama gariplik ondadır ki bu duru suyu aşağı akıntısıyla alsalar aşağıdan yedi sekiz amel eder, ama suyun aktığı aksine aşağıdan yukarı kâse ve tas ile su alıp içseler yedi sekiz kere üst taraftan kusturup bütün balgam, safra, sevda ve diğer karışımlar kusularak çıkar. Bu yararlı sudan içenin yüz rengi kızıl olup 7 günde vücudu bütün hastalıklardan kurtulur. Böyle bir yararlı, denenmiş Hakîm-i Mutlak suyudur ki her köy ve kasaplara testiler ile hediye götürürler, meşhurdur. Ve,

Diğer bir sanat: Mevlevîhane yakınında bir küçük köprü vardır. Ona Halkalı Köprü derler. Halk arasında meşhur köprüdür, ama belde halkının çoğunluğu neden bu isim verildiğinin sebebini bilmezler, ama yapı üstadı çok usta bir adam imiş ve baş parmağında yüzük yerine bir halka takarmış. Bu köprü tamam olacak sırada yapı ustası o parmağındaki halkayı çıkarıp, “Bunda bir alâmetim olsun” diye köprünün kenedi altına asmıştır. Onun için Halkalı Köprü derler. Hâlâ zamanemiz halkının o halkaya beş parmağı değil belki kolu geçer. Tâ bu derece iri üstad mimar imiş.

İbretlik başka bir sanat: Yukarıda köprüsü anlatılmış olan Kirezlik Gölü adlı bir gölcüktür. Şehrin bütün fukarası, zengini yoksulu bu gölde her an çamaşırlarını getirip esvap yıkarlar. Yıkadıkları eski esvapları kırmızı, yeşil, mavi, siyah ve beyaz her ne renk ise ise hemen ki bu gölde bir esvap yıkana, Allah’ın emriyle, eğer beyaz ise, eğer kırmızı ve siyah ise o derece her rengi tazelenir ki sanki henüz sabbağ boyacı elinden çıkmışa döner. Genellikle Hindîler bu gölde bozulup lekelenmiş esvapları yıkayıp ter u taze olur. Bütün halk bu sırları bilir.

Atıl olmuş tılsımlı ibretlik: Yukarıda zikri geçen Sümbüllü Baba Tekkesi yakınında bağlar içre Taşoluk Tekkesi adlı tekkede hâlâ bir tuhaf renkli taş vardır. Bir tarafı oluk gibi kazılmıştır ve üzerinde İbrî hattı yazılmıştır. Eski zamanlarda geçmiş hekimler mi yahut eski kâhinler mi bu taşa üç satır hat ile bir tılsım harfleri yazmış, günde birer kere bu sert taştan süt akarmış ve bir saat sonra yine kesilirmiş. Hazret-i Resulullah saadetle yeryüzüne ayak bastığında yüz binlerce tılsımların etkisi kaybolunca bu da harap olur. Hatta bu diyar, kefere elinde iken Hacı Bektaş Velî, kefereden bu kaleyi Osmancık’a isteyince, Ermeniler sultandan keramet isteyip,

“Şu taştan zaman ile süt akardı, yine aksın. Bu kaleyi senin Osmancığına tamamen teslim edelim” derler.

Hemen Bektaş Velî bir kere, “Ey taş, Allah’ın izniyle ak süt ak” deyince yedi saat süt akıp Sümbüllü deresinden süt akar. Sonra kefereler sözlerinde durmayıp Tokat Kalesi’nin anahtarlarını vermediklerinde süd kesildiğini Ermeniler “Sihirdir” diye yazmışlardır.

Hâlâ o taş oluk durduğu için Taşoluk Tekkesi adıyla gezinti yeri ve bir ibretlik mesiregâh taş oluktur. Vesselâm. (—) (—) (—) (—) (—) (—) (—) (—) (—)

Genç ve yaşlılarının yüz renkleri

Bütün halkının yüzleri kızıllık üzeredir ve son derece yaşlanmış, uzun yaşamış, zamanın zâlı olup beli bükülmüş, kuvveti gitmiş ve ömür müddetleri yüze yetmiş olurlar. Sözün özü münasebetten, işten güçten kazançtan kalmış olurlar.

Mahbûblarının anlatılması

Mahbûbu (genç erkekleri) beğenilir değildir, ama mahbûbesi (kadınları) güzel yüzlü, endamlı olup kelimeleri düzgün ve ölçülü, dişleri inci gibi olup her biri Râbia-i Adeviye mertebesinde kapalı, dindar ve güzellik sahibi kadınlardır. [23b]

Ayan ve eşrafının isimleri

……………. (1.5 satır boş)………………..

Usta tabip bilginleri:

……………. (1.5 satır boş)………………..

Üstad cerrahları:

……………. (1.5 satır boş)………………..

Salih şeyhleri:

……………. (1.5 satır boş)………………..

Şairleri:

……………. (1.5 satır boş)………………..

Tanıştığımız dostlar:

……………. (1.5 satır boş)………………..

Hâl ehli meczuplar:

……………. (1.5 satır boş)………………..

Gönül açan havası: Gerçi bu şehir yedi sekiz adet dereler arasına kurulmuştur, ama poyraz rüzgârı tarafı açık olduğundan havası gayet hoştur. Ve kışı orta derecede olduğundan meyvesi boldur ve halkı gayet sağlıklıdırlar.

Tatlı akarsuları: Bu süslü şehir dereleri içinde (—) adet tatlı akarsuları vardır. Evvelâ Tozanlı Nehri, Kireniç Kaynağı, Eyerlikaya Kaynağı, Kiraz Deresi, Aksu ve Hızırlık Irmağı, Alaca Mescid Tekkesi suyu ve (—) (—)

Evlerdeki su kuyuları: Tamamı (—) adet âbıhayat kuyulardır. Evvelâ çarşı içinde Zincirli Kuyu, bir berrak ve tatlı sudur. Ve Kireniç Kaynağı ve

……………. (1 satır boş)………………..

Beldenin iklimi: Hakîm Batlimus’a göre, bu Tokat Şehri gerçek beşinci iklimdedir. Ve on yedinci örfî iklimde bulunmuştur. Ve arz-ı beledi (—) (—) (—) yüksekliktedir ve uzun gündüzü (—) saattir, (—) derece ve (—) dakikadır.

Yapılarının talii: Hey’et sahibi Kolon-ı İfrikî’ye göre bu şehrin imareti tâlii ikizler burcunda ve Utarid-i havâyî evinde bulunmuştur. Onun için bütün halkı tüccâr, vakar sahibi, şevk ve zevk ehli ve havayî adamlardır.

Erkek ve kadınlarının giysileri:

……………. (1.5 satır boş)………………..

Erkek ve kadın isimleri

……………. (1.5 satır boş)………………..

köle ve câriyelerinin isimleri:

……………. (1.5 satır boş)………………..

Rahip kiliseleri: tamamı (—) adet Mığdısî rahipleri kiliseleridir.

Evvelâ şehir içinde Taşnerdübân Kilisesi, Urumlarındır. Ve Tahtakale Kilisesi, şehir içinde Büyük Terbiye Mahallesi’nde Atnabur Kilisesi, Ermeni lisânında “Atnabur”; “Sütlü aş”a derler. Yukarıda zikri geçen Taşoluktan akan sütten bu kilisede sütlü aş piştiği için Atnabur, Sütlü aş kilisesi derler, eski kilisedir.

Şehrin kıblesi eğiminde Haçdağı Kilisesi ve şehrin kuzeyinde Mehmed Ecib tarafında bir kilise vardır, şehre eğimli Kirkoriş adında kilise gibi bir mahal vardır. Kefereler ve ahmak Müslümanlar da varırlar, acayip cahilliktir. Bu şehirde Fireng ve Kıbtî yoktur, ama Ermeni reayası çoktur. Yahudi ve Acem bezirgânı vardır. (—) (—) (—) (—) (—). [24a]

Tokat Şehri halkının beğenilen işleri: Evvelâ beyaz pembe bezi ve cam tasları Lahor diyarında yapılmaz. Sanki altın gibi parlaktır. Ve kalemkârî basma yorgan yüzleri, nakışlı perdeleri ve kazancı işinden sahan ve tencereleri Kastamonu, Belgrad ve Bosna’da işlemek ihtimali yoktur, zira bütün kap-kacağı kalemkâr işi savatlıdır. (—) (—) (—) (—) (—)

Tokat erkeklerinin işleri ve kazançları: Evvelâ bir fırkası voyvodaya tabi hizmet ehli halktır. Ve bir bölüğü ulema, sulehâ, şeyhler ve cihet ehlidir. Bir kısmı zengin tüccardır ve bir sınıfının çoğu bağcı, çiftçi ve sanat erbabıdır.

Ziyafet evi imaretleri: Yukarıda yazılan tekkelerde birer yemek verilen imaretleri bulunmaktadır.

……………. (1 satır boş)………………..

Tahıl ürünlerinin bolluğu: Evvelâ yedi tür buğdayı olur ve iri arpası boldur. Ve bakla, mercimek, bezelye ve,

……………. (1 satır boş)………………..

Yiyecekleri:

……………. (1.5 satır boş)………………..

Yene meyveleri:

……………. (1.5 satır boş)………………..

İçecek türleri: Her sulu meyvelerini hoşafları gayet beğenilir.

……………. (1.5 satır boş)………………..

Bağları ve bahçelerinin adedi:

……………. (1.5 satır boş)………………..

 

İrem Bağları gibi mesire yerlerinin anlatılması

Tamamı (—) adet dinlenme ve gezinti yerleridir.

Evvelâ Müftü Mescidi yakınında Topçu Bağları, sonra,

Kereniç ziyareti mesiresi: Kudüs-i Şerif’de Ayn-ı Selvân-Selvan Suyu gibi merdiven ile inilir bir âbıhayattır. Ve bazı zaman taşar, taşra bağlara dökülür. Bazı bu kaynakta çimip Allah’ın emriyle şifa bulurlar. Kereniç adıyla meşhur bir berrak sudur, ama gerçekten de Ayn-ı Selvân tadındadır. Bu mahalde olan bağlarda bütün safalı dostlar toplanıp zevk u safâlar ederler. Sonra,

Eyer Kayası mesire yeri: Şehrin batısı bayırında eyer gibi bir çatal kayadır. Bazı şehir zarifleri Uc ibn Anuk bu kaya üzerine binermiş, derler. Gerçekten de eyer gibidir. O dağ bir minare gibidir. Allah’ın hikmeti bir tatlı su var ki sanki buz parçasıdır. Bütün safalı dostlar oraya gidip dinlenirler, hava alırlar. Ziyaretgâhtır ama ismi malumum değildir. Sonra şehre eğimli,

Kirkoriş Dağı: Kefere ve Müslümanlara mesire yeridir. Ondan şehrin doğusuna doğru,

Gıjgıj Dede Tekkesi: Seyrangâhtır. Sonra,

Erenler Dağı mesire yeri: Duanın kabul olunduğu bir yerdir. Vilâyet halkı hacca giden ve gelen bütün Müslümanları bu mahalde yolculayıp burada karşılarlar. Mesire yeri ve yeşillik dua harmanı bir gezin ve hava alma makamıdır. Sonra,,

Alp Gazi Tekkesi gezinti yeri: Şehre eğimli cihan-nümâ bir yüksek yerdir. Sonra,,

Analı Bayırı mesiresi: Bu da şehre eğimli bir dinlenme ve ezinti yerdir. Sonra,

Yeni Ilıca mesiresi: Yukarıda yazılmış olan kaleye eğimli Aksu tepesindedir. Sonra, Taşoluk tekkesinden aşağı şehir dışında şehre yakın Geksi köyünde,

Haft mesiresi: Acem dilinde heft, yani yedi mesire demektir ama meşhur galat daha yaygın olduğundan halk arasında Haft derler. Gerçekten de bahar vaktinde suların taşkınları sırasında yedi gölcük olur. Yer yer küçük balıkları da bulunur. Yeşillikler içinde kuş bahçesi ve hıyaban olmuş yüksek ağaçların gölgesinde ona-on havuzları içinde can kuzuları sine bülbülleri, gümüş balıkları gibi bu havuzlar içinde yüzücülük edip havuzda bülbül gibi şakırlar, bir minnetsiz gezinti ve dinlenme yeridir. Sonra,,

Kömsek Sultan Tekkesi mesiresi: Bütün âşıklar Hıdırlık Irmağı kenarında çadırlarıyla ve kulübeleriyle can sohbetleri ederler.

……………. (1 satır boş)………………..[24b]

Tokat halkının özel lehçeleri, konuşmaları

Gerçi Rum-ı behcet-rüsûm-ı Sivas diyarındandır, ama yine Türkistan sayılıp reaya ve berâyâsı gayet koyu Etrâk’tir. Özel lehçelerden bazı ıstılahları budur. Evvelâ

Şarlı eyne

Şehirli cami

……………. (6 satır boş)………………..

Ama şehir zarifleri fasih ve beliğ Türkçe ve Ermenice de bilirler, zira gece gündüz Ermeni reayalarıyla içiçe karışmışlardır. Bilginleri genellikle fıkıh ve feraiz ilmiyle ilgilidirler, ama Farsça ile o kadar ilgili değillerdir. (—) (—)

……………. (2 satır boş)………………..

Tokat çevresinde kalan cennet ırmakları: Tokat Şehri altından akan nehre Tozanlı derler. Bu Tokat’dan yukarı yine Tokat kazası dağlarında Tozanlı Dağlarından gelip Tokat Kalesi önünden geçip Eski Eyne pazarından beri ve Kaz Gölü’nden beri Turhal Kalesi Kasabası’nın ardından geçip Çengellibeli’nden beri ve Sarı Kusun’dan beri Dadoy Karı Köprüsünden Ceylân Köprüsünün arasından Çekirge suyuna karışır. İki kârgir köprülerdir, ondan geçip Ferhad Boğazı’ndan Amasya Şehri’ne uğrar. Tokatlılar Amasiyalıya rağmen bir tür yâve (saçma) söz derler, ama mezeden hâlî değil bir çeşit avam sözüdür ki halkın dilinde,

“Tokat sıçar, Amasya içer” derler. Gerçekte de Tokat Nehri Amasya’ya gelir.

Sonra bu nehir Amasya’dan aşağı Lâdik Gölü’nün ayağı Kavza önünden ve Suluova içinden gelip Amasya yakınında bu Tozanlı Nehri’ne karışır, ama Amasya’dan aşağı bu nehre Tozanlı denmeyip Çarşamba suyu derler. Zira Çarşamba kadılığına uğrayıp nice belde ve köylerin ekinliklerini sulayarak Karadeniz kenarında Samsun Kalesi’nin doğu tarafında Karadeniz’e katılır âbıhayattır. Sonra,

Tokat Kalesi’nin dağlarında ve bağlarında akan kaynak suları bildirir

Evvelâ Kireniç Kaynağı, Eğer Kayası Kaynağı, Geyras Deresi ve Aksu Kaynağı (—) ve Hıdrlık Irmağı (—) (—) (—) (—) ve (—) (—) (—) (—)

……………. (1.5 satır boş)………………..

Bu adı geçen akarsuların tamamı Tozanlı Nehri’ne karışır.

Tokat Şehri’nin dört tarafında komşu olan şehirleri bildirir

Evvelâ Tokat Şehri’nin doğu tarafında bir menzilde Yenişehir, ondan yine bir merhalede Sivas Şehri yakındır. Sivas ile Tokat arası ara yatıdır. Tokat Şehri Sivas Şehri’nin güneyinde bulunmaktadır. Zile Şehri Tokat’ın kuzey-doğusuna eğimli yine ara yatıdır. Turhal Kalesi ve Amasya Kalesi Tokat’ın tam kuzeyinde, yine ara yatıda varılır, ama Merzifon Şehri ve Gümüş Kasabası onlardan birer konak daha uzak mesafededir. Tokat’ın batı tarafında yine ara yatıda Çorum Kalesi ve Kazova kazası bulunmaktadır, ama Turhal Kalesi’nden Zile Kalesi arası bir konaktır, ancak İskilip Kalesi uzaktır.

……………. (1.5 satır boş)………………..

Tokat Şehri külliyatı övgüsünün tamamlanması

Evvelâ bu hoş-havalı şehrin dört tarafında olan bahçeleri, bostanlari ve gülistan bağları içinde akan suları var ki her bir tatlı sulu ırmağın kıyısında direkli İrem Bağları gibi Rıdvan Cenneti bahçelerinde bülbüllerin figanları ve hoş sesli ötüşleri insanın ruhuna safa verir. Bütün meyveleri öyle [25a] ter ü taze ve suludur ki diğer beldelere türlü türlü meyvelerinden hediye götürürler. Henüz letâfeti ve tatlılığı bâki olup birkaç günde lezzeti değişmeyip yine taze ve tatlı kalır.

Ve her bağları birer çeşit köşk, havuz ve fıskiyeler ile süslenmiş ve türlü türlü ağaçlar ile bezenmiş olup bütün halkı zevk ve şevk ehli, garip insanları seven kimselerdir, kin ve hileden uzak, her şeyden temizlenmiş, geniş gönüllü, cömert, yumuşak huylu ve sakin adamlardır. Herkes hakkında iyi düşünüp genellikle bezirgân olduklarından herkes ile iyi geçinirler. Ve hayrat, hasenat ve imaret yapmayı severler. Her cami, saray ve imaretleri o kadar sağlam ve güzel yaptırırlar ki minnetsiz hanelerine ve hoş camilerine insan girse hayran olur.

Bu şehrin yapılarında olan güzellik ve zariflik meğer Haleb Şehri’nde ola. Üstad mühendisler, var güçlerini harcayıp bu şehir yapılarını Amasya Şehri yapılarından sanatlı olmak üzere tasarruflar, mukarnas, medine ve kilvîler etmişler ki bukalemun renkli dönen dünyada böyle işçiliği bir geçmiş mimar etmemiştir, zira bu şehir halkı gayetle varlıklı kimseler olduğundan hayrata çalışıp var güçlerini harcayarak Allah yolunda imaret ederler. O yüzden bu şehir günden güne büyük şehir olmadadır. Hatta kara ve deniz gezginleri içinde bu yeryüzünde yedi iklim sayıldığında, bu Tokat Şehri yedi beldedendir.

Evvelâ Mısır ve Bağdad’dan başka Şam, Haleb, Ayıntab, Diyarbakır, Tire, Manisa ve İzmir’dir. Sekizinci büyük şehir bu Tokat Şehri’dir. Allah imar etsin.

Bu şehrin zemini bir geniş bir ova ve verimli bir arazidir, asla dengi benzeri yoktur. Toprağı mamur ve dükeli zaman halkı sevinçli, her tarafta mabedhaneleri güzel, amber kokulu pâk toprağı beğenilir, halkının ay ve yıl, gece ve gündüz nimetleri bol, her tarafta tatlı suları akar bir şenlikli şehirdir. Hâlâ Horasan Sultanı Hacı Bektaş Velî duası bereketiyle bu eski şehir âlimlerin toplandığı yer, fâzılların kaynağı ve şairlerin meskenidir. Bilginleri çoklukla felsefi ilimlerle ilgilenmezler. Ancak hadis ilmi, fıkıh ilmi ve feraiz ilmi görürler. Hepsi Numan ibn Sâbit mezhebinde sâbit-kademlerdir. Tamamı pâk inançlı, mü’min, muvahhid, vera sahibi ve takva ehli kimselerdir.

Zengininin yoksulunun nimetleri gelene gidene açıktır. En aşağı derece kimseleri ve eğlenceye düşkün, hafif sayılan kimseleri bile kanaat sahibi olup yemeğini yalnız yemezlerdir, zira Allah’ın emriyle halkı “Yâ Ganî” ismine mazhar olduklarından o sıfat ile sıfatlandılar.

……………. (6 satır boş)………………..

İrem Bağı Tokat Şehri’nin büyük evliyalarının ziyaretleri

Evvelâ evliyânın zübdesi, asfiyâ umdesi, imâm-ı sâhib-i sadr hümâm-ı âlî kadr, kıdvetü’l-ashâb, zübdetü’l-ahbâb, tarîk-i Musa Nebî-i Râî, yani Şeyh Hazret-i Hasan-ı Rufâî. Bu Tokat Şehri’nin kuzeyi tarafı dışında bir mesiregâh, bülbül mekânı, cennet bağı içinde Sümbüllü Baba Sultan yanında yüksek bir kubbe içinde yatmaktadırlar. Amasya Şehri yakınında Ladik Kasabası’nda yatmakta olan Şeyh Hazret-i Ahmed Kebîr-i Rufâî’nin amcaoğullarıdır. Şam’da medfun Muhyiddin el-Arabî hazretlerinden cihâz-ı fakrı kabul edip onlardan ledün ilmini alıp yine asıl vatanları olan bu Tokat Şehri’ne gelip Orhan Gazi asrında 752 [1351] senesinde geçici dünyadan kalıcı dünyaya göç etmiştir. Hâlâ bütün halkın ziyaret yeridir.

Sonra ona yakın, sırlar menbaı, dervişler ser-çeşmesi, yani Sümbüllü Baba Sultan. Bizzat Hazret-i Hacı Bektaş Velî bu şehre ayak basıp Ertuğrul tarafına doğru gittiklerinde bu Sümbüllü Baba’yı postlarına koyup gitmişlerdir. Bunlar Gazi Hudavendigâr zamanında [25b] vefat eylemişlerdir. Anayol üzerinde bir dut ağaçlı bahçesi içinde bir mesiregâh tekkede yatmaktadırlar ki hâlâ gönül erbabının nazargâhıdır.

Sonra köprübaşında Âl-i Abâ, yani Şeyh Hazret-i Beydud Baba pâk mezarı. Tarihçilere göre Beydudoğulları’ndan ulu sultandır. Köprüye yakın bir tekke içinde gömülüdür.

Zincirli Cami haziresinde Mavrol Han kızı Peri Hanıme Sultan gömülüdür.

Topçu Bağı içinde Şeyhülislâm Sultan ve Gıjgıj Dede ziyareti. Yukarıda tekkeler özelliklerinde yazılıdır.

Erenler Sultan hacıları karşıladıkları yerdedir.

Şehrin dışında Alp Gazi Sultan ziyareti: Dânişmendoğullarından Melik Gazi’yle gelmiştir, tekkesinde gömülüdür.

Kömsek Sultan, tekkesinde gömülüdür. Bu mahalle yakın bir kaya içinde bir ziyaret vardır. Kâfiristandan bir yuvarlak kayasıyla gelmiş derler, büyük ziyarettir, ama ismi malumum değildir.

Şehre eğimli Kirköriş adında bir ziyarettir. Müslüman ve Hıristiyanlar inanıp ziyaret ederler. Ve,

Çerkes Mehmed Paşa ziyareti: Sultan IV. Murad Han’ın silâhdarlığından Şam Eyaleti ile çıkıp sonra sadrıazamlık ile Celâlî Abaza Paşa üzerine serdar olup Abaza’yı Larende Kalesi altında bozguna uğratmıştı. Abaza kaçınca kendisi bu Tokat’da kışlayıp 1034 senesi Rebiülâhirinde [Ocak 1625] vefat etmiştir. Bu mamur Tokat Şehri’nde gömülüdür.

Gazi Hüsrev-i Şîr Paşa ziyaret yeri: Bosna asıllıdır. Silahdarlıktan çıkıp Bayram Paşa yerine yeniçeri ağası oldu. Sonra Diyarbakır valisi olup giderken sadrıazam oldu. Erzurum’dan Abaza’yı zor ile çıkarıp İstanbul’a getirdi. Abaza’yı padişahtan isteyip affettirdi. Kendisi mühür ile Bağdad’ı Kızılbaş’dan almaya gidip Acem diyarında 70 adete şehir fethetti. Bağdad’ı feth edemeyip Tokat kışlağında yatalak hasta iken Diyarbakır Valisi Murtaza Paşa Hafız Ahmed Paşa vezirin fermanıyla Hüsrev Paşa’yı şehit etti. 5 Şaban 1041 [26 Şubat 1632]. Allah bol bol rahmet eylesin.

……………. (4 satır boş)………………..

Bu ziyaretleri edip bu güzel şehri gezip dolaşırken İstanbul’da Boynueğri Mehmed Paşa vezirden efendimiz Melek Ahmed Paşa’ya “Elbette Âsitâne-i saadet’e gelesiz” diye fermanlar gelip,

 

 

 

Ziyaretçi Yorumları

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

Whatsapp
Ayşe Yılmaz
Ayşe Yılmaz
Merhaba.
Size nasıl yardımcı olabiliriz?