Alaca Camii, Küçük Minareli Camii adlarıyla da anılan yapı, Sulu Sokak (Saman Pazarı) mevkiinde yer alır.
Giriş kapısı üzerinde, minare kaidesinde ve çeşmede olmak üzere toplam üç kitabe bulunmaktadır.
Cami avlusunun sokak kısmında yer alan çeşmeye ait kitabede:
بنا هذه العين في ايام السلطان الاعظم غياث الدنيا
والدين كيخسرو بن قليج ارسلان خلدالله دولته لعمارته العبد…
…..قراارسلان سهانحه ؟ بمال مرحومة مريد ؟ خاتون بنت سهانحا في سنة…..سبعين و ستائة
Bu çeşme büyük Sultan Kılıçarslanoğlu Gıyaseddin Keyhüsrev (Allah hükmünü baki kılsın)…
…Kara Arslan… merhume Mürid Hatun… kızının malıyla H. 670 (1271) yılında…
İfadeleri okunmaktadır.
Giriş üzerinde yer alan ve sülüs hatla yazılmış olan üç satırlık kitabede:
عمر هذا المسجد في ايام دولت سلطان بايزيد بن
محمد خان خلد الله ملكه لروح المقتول في يد سرخ
عبد الرحمن بن اخي ادا عمر المسجد في شهر باصار في تاريخه له عوض ٩١١
“Ammara haze’l-mescide fi eyyami
Devlet-i sultan Bayezid bin
Muhammed Han halledellahu mülkehu
li-ruhi’l-maktuli sarh fi yedi neber
Abdurrahman bin Ahi iza ummira’l-Mescidü
Fi şehrina sare tarihu “lehu avazun 911” ”
“Bu mescit, Yedsurh’da öldürülen Abdurrahman bin Ahi Eda’nın ruhu için Devletli Sultan Bayezid bin Mehmed Han (Allah mülkünü daim etsin) tarafından 911 (1505/1506) yılının Basar ayında yaptırılmıştır bilgileri kayıtlıdır.
Minare kaidesindeki Eyyubi hattıyla yazılmış dört satırlık kitabede de şunlar okunmaktadır
بسم الله الرحمن الرحيم عمر هذا المسجد في ايام د
ولت السلطان الاعظم علاءالدنيا والدين كيقباد ابن فرامرز
خلد الله ملكه العبد المحتاج الي رحمة ربه عبد العزيز بن ابراهيم و شرط ان
يقرٲ الامام بعد صلوة العصر فيه سورة الفتح في شهور سنة سبعمائة تقبل الله منه و عفا عنه امين
“Bismi’l-lahi’r-rahmani’r-rahim ammare haze’l-mescide
Fi eyyami Devleti’s-Sultani’l-azamı Alaü’d-dünya ve’d-din
Keykubat ibni Feramurz halledallahu mülkehu
El-Abdu’l-muhtacu ila rahmeti Rabbihi’l-Abdülaziz
bin İbrahim ve şarata en yakra’al-imamu ba’de salati’l-‘asri fihi
Surete’l-fethi fi şuhuri seneti seb’u mi’e
Takabbelallahu minhu ve afa ‘anhu amin.”
“Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla. Bu mescidi din ve dünyanın yüceliği yüce Sultan Feramurz oğlu Keykubad (Allah onun mülkünü müebbed kılsın) zamanında Allah’ın rahmetine muhtaç olan kul İbrahim oğlu Abdülaziz yedi yüz yılının aylarında yaptırmıştır. Allah ondan kabul etsin ve onu affetsin. İkindi namazından sonra içinde imam tarafından Fetih Süresi’nin okunmasını da şart koşmuştur
Bünyesindeki kitabelerden anlaşıldığı üzere, Alaca Mescid Camii, ilk olarak Alaaddin Keykubat zamanında 697/700 (1300 yılları) yıllarında İbrahim oğlu Abdülaziz tarafından yaptırılmıştır. Ancak yapı Uzun Hasan’ın Tokat’ı yaktığı yıllarda harap olmuş, II. Bayezid zamanında, 1505-1506 yıllarında yenilenmiştir.
1939 yılındaki depremden sonra minarenin şerefe ve petek kısmı yenilenmiş, 1952 yılında da son cemaat yeri onarılmıştır.
Alaca Mescid Camii, kubbeli bir ibadet mekânı ile bunun kuzeyindeki giriş bölümünden oluşmaktadır. Batı cepheye bitişik tek minaresi vardır. Kuzey yönünde duvarla çevrili avlu içinde ahşap bir şadırvanı mevcuttur.
Mescide giriş kuzeydendir. Basık kemerli bir kapı ile dikdörtgen biçimindeki giriş bölümüne ulaşılır. Bu mekânın batı duvarındaki basit bir kapı ile minareye, ana girişin sağından bir merdivenle de ahşap ayaklar üzerine oturan kadınlar mahfiline çıkılmaktadır.
Kare planlı harimin üzeri, istiridye yivli tromplarla geçilen kubbe ile örtülüdür. Cami iç mekânının güneyinde yer alan yarım daire planlı mihrap nişinin yaşmağı, altı sıra mukarnasla bezelidir. Mihrap dıştan, iki geniş bordürle çerçevelenmiştir. Bunlardan biri sade iken, diğeri bir sıra mukarnas dizisiyle tezyin edilmiştir.
Orijinal olmayan minber, son derece basit tutulmuştur. İç mekânın doğu ve güney duvarlarında alt seviyede ikişer, batı duvarında bir adet dikdörtgen pencere yer almaktadır. Bu pencerelerin üzerinde basık kemerli ve dikdörtgen çerçeveli daha küçük pencereler yer alır. Kalın, yüksek duvarlardan oluşan cepheler, kaba işlenmiş moloz taşlarla inşa edilmiş olup, köşelerde düzgün kesme taş kullanılmıştır. Batı cephede üç sıra tuğlanın tekrar edilmesiyle oluşturulmuş almaşık duvar örgüsü dikkati çeker.
Girişin yer aldığı kuzey cephe, üç sivri boşaltma kemeriyle bunların içini dolduran duvarlara açılmış kapı ve pencerelerden meydana gelmektedir. Doğu cephenin sol tarafında alt seviyede düşey dikdörtgen, demir şebekeli iki pencere yer almaktadır. Cephe duvarının üst kısmında alttaki pencerelerin dış köşelerini ortalayan, çimento ile çerçevelenmiş iki adet kemerli pencere bulunur. Cephenin bu bölümü, pencerelerin hemen üstünde bir saçakla son bulur. Bu bölüme denk gelen kubbe kasnağı, kesme taştan bir silme ile sonlanmakta, kemerli bir pencere de kubbe kasnağının ortasında yer almaktadır. Cephenin sağ tarafı sol tarafa göre daha yüksek bir kottadır ve tamamen sağır tutulmuştur.
Alt seviyede iki adet pencerenin yer aldığı güney cephenin üst kısmında, alt pencerelerin aksına göre sağa-sola kaydırılmış basık kemerli iki pencere yer almaktadır.
Batı cephenin kuzeyinde duvara bitişik olarak inşa edilmiş, çokgen kaideli minare yükselmektedir. Minarenin güneyinde, minare kaidesi ile kaynaşmış harim bölümündeki küçük mekânın çıkıntısı yer almaktadır. Cephenin güney kısmında üst seviyede bir adet basık kemerli pencere açıklığı vardır. Cephenin kuzeyinden avlu duvarı uzanmakta, bu duvarın sokak tarafında ise Alaca Çeşme yer almaktadır. Alaca Camii’nin giriş kapısı kurşuni ve gri mermerden geçmeli olarak yapılmış, basık kemerli ve düz taş sövelidir. Sövenin kemerle birleştiği yerde, simetrik profiller dikkati çeker.
Batı cephesiyle kaynaşmış olan çokgen planlı ve almaşık örgülü minare, aşağıdan yukarıya doğru aynı kalınlıkta yükselir.
Yığma tekniğiyle yapılan yapıda kalın duvarlarda moloz taş kullanılmıştır. Köşeler, pencere söveleri, minare kaidesi ve papucu ve kemerlerde kesme taş, giriş kapısında mermer, üst örtü, minare gövdesi ve yer yer duvarlarda tuğla kullanılmıştır. Kadınlar mahfili, pencere ve kapı kanatlarında ahşap tercih edilmiştir.
Harim kısmının kubbeye geçiş bölgesinde yer alan kalem işi süslemeler, geç dönem Osmanlı özellikleri taşır. Yapıda tezyinat açıdan dikkati çeken en önemli unsur, şüphesiz minaredir. Minare gövdesi, Aksaray Kızıl Minare (1220-1230) ve Tokat Garipler Camii minaresinde (13. yüzyıl sonu) olduğu gibi tuğlalar her sırada yarım tuğla boyu kaydırılarak istiflenimiş derz araları daha küçük yapılarak baklava düzeni oluşturulmuştur. Bu bölümün üzerinde yer alan ilk ince kuşak, Harput Ulu Camii (1155-1165) minare kaidesinde görüldüğü gibi birbiri içine düşen köşeli ve yatık “S”leri anımsatan şekilde biçimlenmiştir. İkinci sıra Kırşehir Cacabey Medresesi minaresinde de (1273) görüldüğü gibi, pahlı kesilmiş minare tuğlaları kaydırılarak aralara eğri birimler yerleştirilerek ters “Z” yi anımsatan düzende bir kuşak oluşturulmuştur. Üçüncü sırada, balık sırtı eğik çizgileri anımsatan kalınca bir bant yer almaktadır.
KAYNAK: Tarihi Yaşatan İl Tokat
FOTOĞRAF: Cihat TAŞKIN / TUDER







