1485 yılında Osmanlı Sultanı II.Bayezid (sekizinci Osmanlı padişahıdır. Babası Fatih Sultan Mehmet annesi Gülbahar Hatun’dur) tarafından annesi Gülbahar Hatun için inşa edilmiştir. Yapı “Hatuniye Camii”, “Medyan Camii” ve “Zincirli Camii“ isimleri ile de tanınmıştır. Medrese ve imaret yapılarından oluşmaktadır.
GÜLBAHAR HATUN MOSQUE
Constructed by the Ottoman Sultan Bayazid II (eighth Ottoman sultan. Son of Mehmet the Conqueror and Gülbahar Hatun) in 1485 for his mother Gülbahar Hatun. The structure is also known as “Hatuniye Mosque”, “Meydan Mosque” and “Zincirli Mosque. It consists of madrasah and hospice structures.
GENİŞ ANLATIM
Aslında cami, medrese ve imaret yapılarından müteşekkil külliyenin bir parçası durumundaki Hatuniye Camii, Tokat şehir merkezinde, Meydan Mahallesi’nde yer alır (Resim: 41-46, Çizim: 15).
Yapı, Taçkapıda yer alan kitabeye göre, H. 890 (1485) yılında, Sultan II. Bayezid tarafından, annesi Gülbahar Hatun adına inşa ettirilmiştir.
Kavsaranın altında yer alan ve portal nişini üç yönden “U” şeklinde dolanan, ayrıca yanlardaki mihrabiye nişleri üzerindeki madalyonlarla, giriş açıklığı kemerinin üzengi noktası üzerindeki madalyonda yer alan oldukça girift Osmanlı sülüsüyle yazılmış kitabesinde:
في العالم سلطان الغزاة و المجاهدين المؤيد بتاييد ملك المنان ابي الفتح السلطان بايزيد بن محمد خان
بسط الله بساط سلطنته علي بسيط لارض ما تعاقب الملوان بالتوفيق للخيرات صدر امره الواجب الاتباع لا زال نا
فذا في جميع البقاع ترصيص هذه العمارة العالية ترويحا لروح والدته السعيدة راجيا من الله تعالي
كان تارخه لعمارة بني سلطاننا للخير داره فيض
يقبل منها و يكتب في الكتاب حسناتها وهو الميسر للراحات
İfadeleri okunmaktadır
Kitabenin tercümesi şöyledir:
“Hayırlarda muvaffakiyet bahşeden Allah’a hamd, efendilerin efendisi Muhammed (S A V)’e ve ashabına salat ve selam olsun. Allah’ın yeryüzünde hükmünü genişlettiği en adil, en iyi bilen, en büyük hakan, milletleri elinde bulunduran, dünyada Allah’ın gölgesi, savaşçıların ve mücahitlerin sultanı Ebu’l-Feth Sultan Bayezid bin Mehmed Han, Allah’ın desteğiyle uyulması zorunlu olan emrini ferman ederek bu yüksek yapının sağlamlaştırılmasını sevgili annesinin ruhunun Allah’tan rahatlatılmasına vesile olması için istemiştir.
Binanın tarihi… ondan kabul etsin. Rahatlamayı müyesser kılan iyilikleri yazılsın.
Evliya Çelebi, Zincirli Camii dediği Hatuniye Camii’nden bahsederken, “Kurşunlu kubbelerle ser-âmed minareli bir camidir ki gece ve gündüz kalabalık cemaatten boş değildir” İfadelerini kullanmıştır.
Hatuniye Camii, basit “┴” plan şemasında inşa edilmiştir. Kuzeyinde silindirik mermer sütunlara oturan sivri kemerlerin taşıdığı beş bölümlü ve beş kubbeli bir son cemaat yeri bulunur. Doğu ve batıda bir kapı ile cami iç mekânına bağlanan kare planlı ve kubbeli birer oda halinde tabhaneler yer alır.
Sütun başlıklarından dördü, son derece zarif sarkıntı mukarnas başlıklara sahip olup, diğer ikisi ise zar başlık formundadır. Son cemaat yeri cephesinde kemerlerin dış silmeleri arasında kalan yüzeylere, içleri boş madalyonlar yerleştirilmiştir. Pandantiflerle geçilen son cemaat yeri kubbelerinden cümle kapısı önündeki, diğerlerine göre daha yüksek tutulmuş ve giriş bu şekilde belirginlik kazanmıştır.
Üç yönden silmelerle çevrelenen cümle kapısı, Bursa kemerli bir niş şeklinde düzenlenmiş olup, ortasında son derece zarif bir sarkıt bulunmaktadır. Mukarnas yuvalarıyla dekore edilen yaşmak kısmı, mermer söveli ve lamba zıvana geçmeli basık kemerli kapı açıklığını üstten taçlandırmaktadır. Kapı açıklığının iki yanında, silmelerle çevrelenen mukarnas kavsaralı birer mihrabiye nişi yer alır. Bu nişlerin üst kısımlarında ise, yatık dikdörtgen çerçeveler içerisine işlenmiş madalyonları ve bu madalyonlar içerisine daire formunda istif edilmiş kitabeleri görürüz.
Taçkapının iki yanında kalan cephe yüzeyleri, simetrik bir düzenleme gösterirler. Her iki yanda da altta iki, üstte bir pencere açıklığı bulunmaktadır. Üstteki pencereler kemer alınlıklı, kesme taş söveli, dikdörtgen pencereler olup, cümle kapısının hemen yanında yer almışlardır. Alttaki pencere açıklığında da aynı düzenleme söz konusudur. Ancak bunlar, üsttekinden farklı olarak profilli silmelerle oluşturulan dikdörtgen çerçeveler içerisine alınmışlardır. Pencereler arasında yine aynı düzende, profilli silmelerin çevrelediği mukarnas kavsaralı mihrabiye nişleri görülür. Bu mihrabiyeler, üst kısımlarındaki içi boş yatık dikdörtgen kartuşlarla pencere silmelerinin seviyesine yükseltilmişlerdir. Kuzey cephenin iki ucunda ise tabhane hücrelerinin son cemaat yerine açılan basık kemerli birer kapısı yer alır.
Hatuniye Camii’nin doğu yönünde kuzey cepheyi kuşatan son cemaat yerinin yana açılan kemeri ve hemen arkasında daha aşağı seviyede tabhane hücresinin doğu cephesinde, profilli silmelerin çevrelediği sivri kemer alınlıklı kesme taş söveli dikdörtgen bir pencere yer alır. Bu pencerenin üstünde ise farklı seviyelerde iki göz pencere bulunur. Tabhane mekânının güney cephesinde doğu cephedeki pencere ile aynı düzeni gösteren, fakat ortasında pencere açıklığı bulunmayan bir sağır niş mevcuttur.
Doğu cephe ikişerli üç sıra halinde pencere açıklığına sahiptir. Alt sıradaki pencereler, diğer cephelerin alt kısımlarındaki pencerelerle aynı formdadır. Üstteki pencereler ise profilli silmelerin çevrelediği sivri kemerli alçı şebekeli açıklıklar biçimindedir.
Yapının batı cephesinde de kuzeybatı köşede yükselen minare dışında aynı düzenleme söz konusudur.
Güney cephede ise paralelindekilerle aynı forma sahip olan ikişerli, üç sıra halinde altı pencere bulunur. Doğu, batı ve güney yönünde ana beden duvarlarını destekleyen payandalar, orijinal istinat duvarlarıdır. Çünkü II. Bayezid döneminin diğer yapılarından Amasya II. Bayezid ve İstanbul Davut Paşa camilerinde de aynı istinat duvarlarını görmek mümkündür.
Kuzeybatı köşede yer alan minare, sekizgen bir kaide üzerinde yükselen çokgen gövdeli ve tek şerefeli bir minare özelliği taşır. Şerefeye mukarnaslarla geçilir.
Beden duvarlarının korniş hizasında kullanılan mukarnas dizisi, yapıyı üstten, çepeçevre dolanmaktadır.
Harim kısmında kuzey yönündeki girişin üst kısmı, müezzin mahfili olarak düzenlenmiştir. Mahfile, girişin iki yanındaki kalın ayaklar içerisinde yer alan merdivenlerle çıkılmaktadır. Bu kalın ayaklarla duvarlar arasında kalan kısımlar, yuvarlak kemerli derin mekânlar şeklinde tasarlanmıştır.
Prizmatik Türk üçgenleriyle geçilen birer kubbeyle örtülü ve 5.30 x 5.30 m. ölçülerindeki tabhane hücreleri, ibadet mekânına birer kapı ile bağlanmaktadır. Bu hücrelerin güney duvarlarında birer mihrabiye nişi ve ayrıca dolap nişleri bulunur.
Kare planlı harimin üzeri, aslan göğsü pandantiflerle geçilen basık bir kubbe ile örtülmüştür. Kubbe dışarıya da sekizgen kasnaklı basık bir kubbe formunda yansır. Yapıda üst örtünün basıncı, ana beden duvarlarının üst kısımlarındaki boşaltma kemerleriyle karşılandığı için, iç mekânda kemerlerin birleştiği köşelerdeki mukarnas dolgulu kubbe geçişleri, ana beden duvarlarının yarısına kadar sarkmaktadır.
Mukarnas kavsaralı mihrap, bugün yağlı boya ile boyandığından bütün orijinalliğini kaybetmiştir. Ahşap minber oyma tekniğindeki geometrik geçme motiflerle dikkati çeker. Pencere ve kapı kanatları da geometrik geçme motifli zengin dekorasyonlarıyla iç mekana farah bir atmosfer kazandırmaktadır
Kubbe iç yüzeyinde ve pencere kenarlarında gördüğümüz kalem işi süslemeler, XX. yüzyıldaki tamirler sırasında gerçekleşen süslemeler olarak dikkati çekerler.
Camide; cümle kapısı ve son cemaat yeri sütunları mermer olup, bunların dışında bütün yapı, muntazam kesme taş, son cemaat yeri kubbeleri ise tuğla malzeme ile inşa edilmiştir.
Caminin kuzeyindeki şadırvan (Resim: 50-51), su hazinesinde yer alan madalyondaki kitabesine göre, Mehmed adlı biri tarafından H. 1331 (1912-13) tarihinde yaptırılmıştır. Ahşap malzeme ile inşa edilen şadırvanın su haznesi mermerdendir.
Hatuniye Camii’nin avlu girişinde yer alan H. 1328 (1911) tarihli kitabeden, avlu duvarının 1911 yılında onarıldığı anlaşılmaktadır .
Caminin doğusunda yer alan ve bugün kısmen harabesi mevcut olan imaretin, moloz taşla inşa edildiği, tonozlarının tuğladan örüldüğü anlaşılmaktadır. Yapının planını tam olarak tespit etmek bugün için mümkün değildir.
Caminin batısında olabileceğini düşündüğümüz Hatuniye Medresesi, bugün mevcut değildir. Gabriel’in vermiş olduğu plana göre “U” plan şemasında bir yapı olduğu, ana beden duvarlarından 1/2 oranında dışa taşan dershane mekânının iki yanında altışardan 12 medrese hücresinin bulunduğu, bunların önünde ise kare kesitli ayaklar üzerine sivri kemerlerin taşıdığı 11 kubbeli revak kısmının yer aldığı anlaşılmaktadır.
KAYNAK: Tarihi Yaşatan İl Tokat
FOTOĞRAF: Cihat TAŞKIN / TUDER






