Camii Kebir Mahallesi’nde meyilli arazi üzerinde yer alan Ulu Camii (Resim: 24-27), batı kapısı üzerinde yer alan üç satırlık mermer kitabesindeki ebced hesabıyla düşülmüş tarihine göre 1679 yılında IV. Sultan Mehmed zamanında yenilenmiştir. Ancak, ilkin XII. yüzyılın son çeyreğinde inşa edilmiş olabileceği kabul edilir (Resim: 28-29).
Batı kapıdaki kitabede şu ifadeler kayıtlıdır:
چون بو جامع بناسي اولدي جديد تاريخ ايچون دنيلدي ايكي سعيد
سال تجديد فالي طقسان بر مجد سلطان محمد ﺁخر
اومروز باهمه دل از فضل خدا خاتمه ﺁخرنده ايده عطا
Çün bu cami binası oldu cedid
Tarih için dinildi iki sa’id
Sal-ı tecdid falı doksanbir
Mecd-i sultan Mehmed-i âhir
Umaruz ba-heme dil ez- fazl-ı Huda
Hatime-i âhirinde ide atâ
“Bu caminin binası yeni yapıldığı için iki sa’id denildi. Yenileme tarihinin falı doksan bir, sonuncu Sultan Mehmed’in saltanat zamanı Allah’tan bütün gönlümüzle umarız ki bu cami bittiği günde bereketli ola”.
Kitabedeki “Mecd-i Mehmed-i âhir” hesaplanınca H. 1090 (1679) tarihi ve IV. Sultan Mehmed (Avcı Sultan Mehmed) zamanı ortaya çıkmaktadır.
Batıdaki avlusuna, güneybatı köşedeki basık yuvarlak kemerle girilen Ulu Camii, kuzey-güney doğrultusunda dikdörtgen planlı olarak tasarlanmıştır (Çizim: 10). Doğu ve batı cepheleri boyunca uzanan birer son cemaat revakı ve kuzeybatı köşesinde bir minare bulunmaktadır. Yapının üzeri kırma çatıyla örtülüdür. Harim kısmına, doğu ve batı yöndeki sivri kemerli revaklardan geçilerek, her iki yönden birer kapı ile girilir (Çizim: 11-12). Harim, dörtlü iki ayak sırası ile mihraba dik üç sahına bölünmüştür. Orta sahın yan sahınlardan daha geniş ve yüksektir. Harimin üzeri düz dam örtülüdür. Batı girişinin solundan, ahşap bir merdivenle doğu ve batı duvarını kısmen, kuzey duvarını tamamen çevreleyen “U” şeklindeki kadınlar mahfiline çıkılır. Minareye, batı revakındaki kapıdan çıkılmaktadır.
İç mekâna girişi sağlayan iki kapıdan batıdaki, ana kapı mahiyetindedir. Basık kemerli taş söveli kapı, batı duvarının ortasında yer alır. Basık yuvarlak kapı kemeri, birbirine lamba zıvana tekniğinde geçmeli iki renkli taştan yapılmıştır. Kemer kilit taşında bir rozet bulunmaktadır. Kemerin üzerinde üç satırlık kitabe yer alır. Kapı üç adet kaval silme ile çevrelenmektedir. Aynı özelliklerdeki doğu kapının batıdaki ile aynı eksen üzerinde olmaması dikkati çeker.
Batı kapıdan geçince mihraba dik üç sahanlı ibadet mekânına ulaşılır. Güney cephenin ortasında yer alan mihrap, revaklarda yer alan ve basit nişler şeklinde işlenmiş olan mihraplara göre daha detaylı bir işçilik sergiler. Yüzeyden 0.25 m. Çıkıntı yapan mihrap kavsarası altı sıralı mukarnasla bezenmiştir. Köşelerde birer rozet bulunan mihrabın, silmeli kuşakla çerçevelendiği ve üstte kademeli üçgen bir alınlıkla sonlandığı görülür (Resim: 30-34).
Mihrabın sağında yer alan minberin yan aynalıkları birbirine geçmeli sekizgenlerin oluşturduğu ahşap oyma işçiliğiyle bezenmiştir.
Harim, doğu, batı ve güney duvarlarında, alt seviyede yer alan dörder adet dikdörtgen pencere ve bunların her birinin üstünde yer alan sivri kemerli tepe penceresiyle aydınlanmaktadır.
Harimdeki iki sıra halinde, kare kesitli ayaklar, bunları birbirine bağlayan sivri kemerler ve kemerler üzerine oturan ahşap tavan, adeta hiçbir yeri boş bırakmamacasına tezyin edilmiştir.
Kemerler üzerine atılan silindirik kirişler, ahşap levhalarla kaplanmış, bunların yüzeyleri çıtalarla geometrik formlar oluşturacak şekilde düzenlenmiş ve araları kalem işiyle nakışlanmıştır.
Kırmızı ve yeşilin tonlarının kullanılmasıyla oluşturulan fonlar üzerine beyaz renkle bitkisel kompozisyonlar, ayaklar ve kemerlerin iç yüzeylerine de madalyonlar içerisine bitkisel desenler işlenmiştir.
Özellikle orta sahnın tavanında, mihraba dik olarak oluşturulmuş dört adet dikdörtgen pano dikkat çekicidir. Bunlardan üçünde kahverengi, kırmızı, sarı ve yeşilin tonlarıyla altıgenler oluşturulmuş ve altıgenler arasındaki üçgen boşluklar, beyaz renkte altı kollu yıldızlar şeklini almıştır. Dördüncü ve merkezde yer alan pano, çıtalarla oluşturulan dört adet sekiz kollu yıldızın birleşiminden oluşmaktadır. Dört yıldızın kesişim noktasında mukarnaslı bir sarkıt yer alır. Ayrıca yıldızların kilit noktalarında da birer sarkıt bulunmaktadır. Birbiriyle kesişen geometrik formların yüzeyleri ve panoyu çerçeveleyen geniş bordürler, kalem işinden bitkisel motiflerle süslenmiştir.
Son cemaat yeri olarak düşünülen batı cephesi, köşelerde duvara ortada ise dört serbest ayak üzerine oturan beş sivri kemerle dışa açılır. Yapının dört cephesini korniş hizasından çepeçevre kuşatan taş konsollar ve kaval silmeler batı yönde de cephenin üst sınırını oluşturur. Cephenin güney köşesine bir kuş evi işlenmiştir.
Güney cephenin doğu köşesi, sokak dokusuna uydurulmak amacıyla pahlanmıştır. Cephenin alt yüzeyinde yan yana dikdörtgen biçiminde dört pencere açıklığı, üst tarafında ise beş pencere açıklığı vardır. Bunlardan, ortadaki yuvarlak diğerleri ise basık sivri kemerlidir.
Doğu cephe boydan boya revak biçiminde düşünülmüştür. Üç ayak ve iki baştan duvara oturan beş sivri kemer ile revak cephesi biçimlenmektedir. Aralıklı düzenlenmiş taş konsollar, batı cephenin üst sınırını belirlenmektedir. Arazinin meyilli olması nedeniyle revak kısmı yukarında kaldığı için bu bölüme merdivenle ulaşılmaktadır. Kapı açıklığının iki yanındaki dikdörtgen pencereler ve bunların üzerinde beş adet kemerli tepe penceresi revak kısmının dikkati çeken mimari unsurlarıdır. Revağa çıkan merdivenin solunda oval kemerli nişe sahip bir çeşme bulunmaktadır.
Harimin kuzeybatı köşesine bitişik minare, dörtgen prizmal kaideli, poligonal gövdeli ve tek şerefelidir. Yüksek gövdesi yukarıya doğru daralır. Şerefe altı mukarnas dizileriyle zenginleştirilmiştir.
Yığma tekniğiyle yapılan caminin beden duvarları, kuzey duvarı hariç 1.50 m. kalınlığındadır. Duvarlarda, ayaklarda ve minarede, düzgün kesme taş kullanılmıştır. Batı revağının sütunları mermer, tavan, çatı, kemer aralıklarındaki gergiler, kadınlar mahfili ve minber ahşaptır.
1679 yılında, eski temelleri esas alınarak yenilenen[, 1939 depreminde kısmen tahrip olup kullanım dışı kalan ve 1950 yılında Vakıflar Genel Müdürlüğü’nce restore ettirilerek ibadete açılan Tokat Ulu Camii, plan açısından XVII. yüzyıl Osmanlı mimarisinin karakteristik özelliklerini taşımamaktadır. Üç sahınlı derinlemesine planı, Niğde Alaaddin (XIII. yüzyıl başı), Amasya Burmalı Minare (XIII. yüzyıl ortası), Amasya Gök Medrese (XIII.yüzyıl sonu) Camiilerinde görülmektedir. Bu benzerliklerden yola çıkarak caminin Selçuklu dönemine ait temeller üzerine yeniden inşa edildiğini düşünebiliriz. Nitekim Gabriel de ilk planın tekrarlanmış olabileceğini belirtmektedir. Bugün doğu ve batı yönde yer alan revakların, harime ait sahınlar olabileceği, böylece yapının beş sahınlı olduğu öne sürülmüştür.
KAYNAK: Tarihi Yaşatan İl Tokat
FOTOĞRAF: Cihat Taşkın / TUDER









