trende

RÜSTEM ÇELEBİ CAMİİ TOKAT

Sulu Sokak semtinde Rüstem Çelebi Mahallesinde yer alan ve Güdük Minare adıyla da anılan caminin (Resim: 76-80, Çizim: 21) kesin inşa tarihine ilişkin kitabesi mevcut değildir. Ancak planı ve batı cephesindeki tuğla işçiliğinden hareketle XV. yüzyıla tarihlenmektedir.

Rüstem Çelebi Camii, yaklaşık olarak 17.00×9.40 m. Ölçülerinde, dikdörtgen bir alanı kaplar. 7.60 x 7.60 m.lik orta mekân, pandantif geçişli büyük bir kubbeyle örtülmüş, doğu ve batı yönlerde aynı ölçülerdeki pandantif geçişli ikişer küçük kubbeli mekânla ibadet mekânı genişletilmiştir. Yanlardaki küçük kubbeli makanlar orta mekâna, ikişer basık sivri kemerle açılır. Üst örtüleri taşıyan kemerler oldukça hantal, iki bağımsız ayak ve altı duvar payesine oturmaktadır. Güneyde basit mihrap nişi, onun sağında da ahşaptan sade bir minber yer alır.

Orta mekânı yan mekânlara göre daha geniş ve yüksek tutulan yapının dıştan, ahşap çatıyla kaplandığı görülür.

Batı yönündeki giriş cephesinde profilli silmelerin çevrelediği kesme taş söveli, iki renkli taştan, basık kemerli kapı ve hemen sağ yanında yer alan dikdörtgen pencere, bütün cepheye hakim birer boşaltma kemeri içerisine alınmıştır. Ancak söz konusu kemerlerin ortadaki tek bir ayak üzerinde birleşmeleri ve kemerlerin aşırı geniş ve büyük tutulmuş olması, iki gözlü son cemaat yerinin dışa açılan kemerlerinin sonradan örülerek kapatıldığı hissini vermektedir.

Yapının güneybatı köşesinde iki renkli taştan, sivri kemerli basit bir çeşme ve hemen yanında kare kesitli duvar payesinin üzerinde korniş hizasından itibaren yükselen sekizgen kasnak üzerine kısa, silindirik gövdeli, tuğla minare yer alır. Minarenin şerefe altında dört sıra kirpi saçak kullanılmıştır. Minarenin doğusunda kalan cephe bölümü, altta üç, üstte iki adet olmak üzere, toplam beş pencere açıklığına sahiptir. Alttaki pencereler kesme taş söveli, dikdörtgen çerçeveli ve düz lentolu, üstteki pencereler ise, basık kemerli açıklıklar şeklinde ele alınmıştır. Cephede dikkati çeken diğer bir unsur, doğu yönünde yan mekânı orta mekâna bağlayan kemerin duvarla kaynaştığı noktada, cepheyi destekleyen alçak tutulmuş payandadır. Bu payandadan itibaren cephede bir kopukluk söz konusudur.

Yapının doğu cephesi sağır bir duvar halindedir. Kuzey cephe de aynı şekilde olup, bitişiğine inşa edilen ev nedeniyle tamamen kapanmış bir durumdadır. Cepheler, iki sıra kirpi saçaklı kornişle son bulmaktadır.

Rüstem Çelebi Camii’nde batı cephe kemer köşeliklerinde karşımıza çıkan tuğlaların yatay, dikey ve çapraz yerleştirilmesiyle oluşturulmuş baklava dilimi formundaki kompozisyonlar, süsleme unsuru olarak değerlendirilebilir.

Son cemaat yeri niteliğindeki batı bölümün solundaki bir kapıyla girilen, sonradan ilave edilmiş depoda, çoğu XVII. yüzyıla ait şamdanlar ile tarihi değer taşıyan eski halı ve kilimler bulunmaktadır. Şamdanlardan birinde “Vakf-ı Şam Valisi Koslu Mustafa Paşa sene 1073 (1663)” ifadeleri kayıtlıdır.

Yapının beden duvarları moloz taş ve tuğla ile örülmüştür. Batı cephedeki boşaltma kemerleri, üst örtü ve minare gövdesi, bütünüyle tuğla malzemeyle inşa edilmiştir. Güney cephenin batı köşesindeki çeşmede ve kapı kemerinde iki renkli taş kullanılmıştır.

Rüstem Çelebi (Güdük Minare) Camii, mevcut haliyle Edine Üç Şerefeli (1437-1447) ve Manisa Hatuniye Camii (1490)’lerindeki plan şemasının sadeleştirilmiş bir varyasyonu olarak karşımıza çıkar. Ancak tüm veriler, merkezi mekânın doğusundaki bölümün sonradan eklendiğini, batı bölümün ise, orijinalde iki gözlü son cemaat yeri olduğunu ortaya koymaktadır. Bu nedenle, yapının XV. yüzyıldaki ilk kuruluşunu, kare planlı ve tek kubbeli harim kısmıyla bunun batısındaki iki gözlü son cemaat yerinden müteşekkil bir plan şemasında düşünmek gerekir. Erken Osmanlı döneminde iki ve genellikle üç gözlü son cemaat yerine sahip küçük ölçekli camiler inşa edilmiştir. Fakat bunların çoğunda son cemaat yeri harimin kuzeyinde yer alır. Güdük Minare (Rüstem Çelebi) Camii’nde olduğu şekilde son cemaat yerinin harimin batısında ya da doğusunda bulunması ender görülen bir durumdur. Erken Osmanlı döneminden İznik Hacı Özbek Camii’nde (1333) son cemaat yeri, harimin batısında, Bursa Kara Ali (Yerkapı) Mescidi (XIV.yüzyıl ortaları)’nde harimin doğusunda yer alır. Bu tarz uygulama, Selçuklu çağında da kullanılmıştır. Konya Sırçalı Mescit, Konya İnce Minareli Mescidi ve Konya Hacı Ferruh Mescidi’nde son cemaat yeri harimin kuzeyine değil de doğusuna yerleştirilmiştir.

A. GABRİEL, Monuments Turcs d’Anatolie, C. II, Paris 1934, s.89. Gerçekten de Rüstem Çelebi Camii’nin batı cephesinde olduğu gibi; çeşitli formlardaki taşları tuğlayla çerçevelemek suretiyle elde edilen süsleme kompozisyonlarına erken Osmanlı dönemi yapılarının bir çoğunda rastlanmaktadır. Bursa Yıldırım Medresesi (1399-1400) ve Bursa Yeşil Medrese (1419-1424) pencere alınlıklarında, Bursa Mudanya Camisi (1425-26) son cemaat yerinin batı cephesinde benzer kompozisyonlar tatbik edilmiştir. Bu  nedenle Gabriel’in tarihlendirmesi akla yatkın gelmektedir. Bkz. Y.DEMİRİZ, Osmanlı Mimarisinde Süsleme I (1330-1453), İstanbul 1979, s.435.; Türkiye’de Vakıf Abideler ve Eski Eserler, III., Ankara 1983, s.135.; A.O.UYSAL, “Tokat’taki Osmanlı Camileri”, Türk Tarihinde ve Kültüründe Tokat Sempozyumu, (2-6 Temmuz 1986), Ankara 1987, s.317-327.; F.ACUNSAL, Gerçeklerin Diliyle Tokat, İstanbul 1947, s.82.; P.TUĞLACI, minaresinin kısa olmasından dolayı “Güdük Minare” adını aldığını ifade ettiği yapıyı, IX. yüzyıla tarihlemektedir. Bkz. P. TUĞLACI, Osmanlı Şehirleri, İstanbul 1985, s.288.

A.O.UYSAL, “Tokat’taki Osmanlı Camileri”, Türk Tarihinde ve Kültüründe Tokat Sempozyumu, (2-6 Temmuz 1986), Ankara 1987, s.317. Söz konusu makalede Uysal, güney cephede alçak tutulmuş bu payandadan itibaren duvarın düzgün bir köşe yapmasından yola çıkarak, payandanın doğusunda kalan duvarın ve doğudaki kubbeli yan hacimlerin sonradan inşa edilmiş olabileceğini öne sürmektedir. Giriş cephesi (batı cephesi) ndeki içleri sonradan doldurulmuş hissi veren kemerlerin, iki gözlü son cemaat yerinin dışa açılan kemerleri olduğunu da hesaba katarsak,  orijinalde tek kubbeli harim kısmı ile, önündeki kubbeyle örtülü iki gözlü son cemaat yerinden müteşekkil bir cami planı ortaya çıkmaktadır.

KAYNAK: Tarihi Yaşatan İl Tokat

FOTOĞRAF: Cihat TAŞKIN / TUDER

Ziyaretçi Yorumları

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

Whatsapp
Ayşe Yılmaz
Ayşe Yılmaz
Merhaba.
Size nasıl yardımcı olabiliriz?